whitesnake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
whitesnake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2011

Heavy Metal Tanrıları

Daha yeni kendime gelebildim. Dün, harika bir gün yaşadım. Malesef bazı aksilikler oldu ve bunlar bizim açımızdan hiç adil değildi. Ama sonunda harika bir final yaptık.

Kapılar açıldıktan yarım saat kadar sonra Küçükçiftlik Park'a adım attım. Havanın ne kadar sıcak ve güneşin ne kadar acımasız olduğu malum. Gece eve gelince aynada kendime baktığımda bu acımasızlığı çok net gördüm. Minik bir festival havası vardı Park'ta. Kimisi en arkada çimenlere uzanmış, kimi masalarda, kimisi de yere oturmuş bir şekilde müzik bekleyen insanlarla doluydu.
Çok geç olmadan Malt sahneye çıktı. Cenk Bey ve arkadaşları sıcaktan bunaldığımızın farkındalardı. Sahneyi gerçekten iyi doldurdular. Takdir ettim. Ardından Türk Metal müziğinin ağbileri Pentagram sahnedeydi. Fakat çok kalamadılar. Bahsettiğim adaletsizlik burada cereyan etti ve önce Pentagram'ın sesi kısıldı ardından sahneden indirildiler. Öğrendik ki sebebi KPSS imiş. Sormak lazım; sınavın ve konserin yeri, zamanı haftalar öncesinden belliyken ve konser için gerekli bütün izinler alınmışken  neden bu hatanın cefasını biz çektik? Bu hiç adil değildi. Ama Pentagram bizlere Whitesnake indikten sonra mesajını yolladı. Büyük adamlar gerçekten. En azından ailenin yeni üyesi Wasteland ile birlikte Unspoken ve Give me Somethink to Kill dinleyebildik.

Kırk beş dakika kadar boş boş oturup bekledikten sonra Reb Beach kenarda gözüktü. Ardından diğer elemanlarda birer sahneye geldiler. En sonunda David Coverdale seyirciyi selamladı. Whitesnake için fazla beklentim yoktu ama harika iş çıkardılar. Sahnede çok iyilerdi, eminim en büyük Whitesnake karşıtları bile tatmin olmuştur. Park'ta ki herkes, ben dahil, "Is This Love" başladığında hep bir ağızdan eşlik etti. "Give me All Your Love" dan itibaren seyirci moda girmişti bile. Ardından klasikler ve yeni albümün sağlam parçalar peşi sıra geldi. Herkes beklediğini almış gibiydi. Onlar oldukça memnun ayrıldılar sahneden. Performanslarının en zevkli anlarından bir tanesi de Doug Aldrich ve Reb Beach'in atışmaya dönen solo performanslarıydı. Onlarda çok eğlendi biz de.

Perde indi ve büyük an için hazırlıklar başladı. Kocaman "Epitaph" yazıyordu. Sonra bir şarkı başladı, hemen ayağa fırladım. İşareti vermişlerdi. "War Pigs" çalıyordu. Bir anda perde indi ve iki dev kazan ile dev zincirlerle dolu bir sahneyle karşılaştık. Heavy metal tanrıları önümüzdeydi. Bu benim ilk ve son tecrübem olduğu için heyecanım ve isteğim doruktaydı. "Rocka Rolla"dan "Nostradamus"a kadar her albümden çaldılar. Ama setlist turnedeki diğer konserlere göre farklıydı. Radip Fire ile başlayıp Metal Gods ile devam ettiler.Biz "Heavy Metal Manyakları",Rob bütün gece bize böyle seslendi, patlamaya hazır bomba gibiydik. Joan Baez'i anarak Diamonds and Rust çalmaya başladılar. Night Crawler ile tam olarak aklımızı başımızdan almaya başladılar. Turbo Lover ise benim kişisel favorilerimden birisidir, Rob ile birlikte söyleme zevkine vardık. Ardından baladların önemine dair bir konuşma yaptı ve Beyond the Realms of Death tınıları yükselmeye başladı. Kazanlardan çıkan Nostradamus'un asaları ve sisler içinden cübbesi ve asasıyla çıkan Rob Prophecy ile gerçek bir tramva başlattı ve bu The Sentinel ve Blood Red Skies ile devam etti. Breaking the Law'da ise Rob'un hiç sesi çıkmadı bütün şarkıyı haykırarak söyledik. Painkiller için davul solosu ise herkesi birbirine katmaya yetti.

Konserin ilk kısmının son parçasıydı bu. Haykırmaya devam ettik. The Hellion ile birlikte Electic Eye söyledik Rob ile beraber. Bundan sonra hep böyleydi bir defa o bir defa biz söyledik. En bilindik parçalarını sona saklamışlardı. Hell Bent for Leather'a giriş yapıldığında motorun sesini göğsümde hissetim. You've Got Anoter Thing Comin' den önce Türk bayrağını aldı ve öperek motorunun üstüne serdi. Bu ucuz numaranın ardından selam verdiler fakat son şarkı olan Living After Midnight ile final yaptılar. Küçükçiftlik onlarla yandı, yıkıldı. Tatmin olma konusunda doruğa ulaştık. Yaşanması gereken bir tecrübeydi. Bundan sonra her fırsatta o havayı soluduğumu söyleyeceğim.

Ses sistemi en başından beri güzeldi. Tabi sponsorlardan biri Sennheiser olunca böyle oluyor, normal karşılamak gerekir. Pentagram'a yapılan ayıp dışında sıkıntılı bir an dahi yaşanmadı. Özellikle küçük kızıyla birlikte gelen bir baba vardı, çok hoş bir görüntüydü. Priest'in hazırlıkları sürerken Manisalı doktor bir aile ile sohbet ettim. Çok keyifliydi. Manisa'dan buraya Priest izlemek için gelmişler. Gerçekten tatlı insanlardı.

2 Temmuz 2011

Geri Sayım...

Bu yıl müzik açısından dolu geçen bir yılın yarısı geride kaldı. Foo Fighters, Arctic Monkeys ve Radiohead albümleriyle birlikte ülkemizi şenlendirecek şahane isimleri beklemeye başladık. Bon Jovi için 6, Judas Priest & Whitesnakes için ise 8 gün kaldı. Motörhead & Travis & Moby için ise 14 gün var.

Sabırsızlanmamak elde değil. James Hetfield bir defasında "Eğer Metallica'nın içinde iki tane 'head' varsa; bunlardan bir tanesi Motörhead'dir." demiş. Motörhead için zaten bekliyorduk ama bu röportajın bir kısmını okumak benim heyecanımı daha da artırdı. Iron Maiden'ı izleyemediğim için Motörhead ve Judas Priest & Whitesnakes konserlerini kaçırmayı hiç mi hiç istemiyorum.


Çadır için hazırlıkları yapmaya başlayacağım yavaş yavaş. "Kasap" Lemmy hepimizi doğrayacak! Herkese iyi festivaller.

14 Nisan 2011

Ne harika bir yaz olacak

Öyle görünüyor ki, bu yaz İstanbul çok sallantılı olacak. Sadece açıklanan gruplar bile herkesi heyecanladırdı. Bu konuda başı yine Sonisphere çekiyor. Türk insanının yıllardır hayalini kurduğu isimleri aynı gün aynı sahneye sığdırmışlar. Büyük bir tebrik ve teşekkür gerek. Ardında geçen seneyi pas geçen Rock'n Coke var. Headliner Motörhead dediler; ben duyduğumda inanamadım ama gerçekmiş. Bon Jovi Temmuz'da burada olacak, iki sonra Judas Priest & Whitesnike ile inanılmaz bir tecrübe yaşanacak.

Bunlar benim gözüme kestirdiklerim. Bunun dışında Amy Winehouse'lar, James Blunt'lar da gelcekler. Çok geniş kitlelere hitap ediyor bu sene organizasyon şirketleri. Rock'n Coke'a gelecek olan gruplarda web sitesinin istatistiklerine göre sırayla açıklanıyorlar. 10.000 kişi siteye bağlandığında bütün grupların açıklanacağını söylediler. Onlara da hak vermek lazım ellerinde Motörhead var ama Sonisphere'da daha fazlası var. Rock'n Coke yetkilileri kendilerine yol çizmek istiyorlar. Zekice olabilir ama biraz itici.
Bu yazın asıl bombası tabi ki yine Sonisphere. Geçtiğimiz sene "The Big Four"la geldiler bir de Rammstein, Manowar ve Volbeat'leri getirdiler. Bu sene de geçen seneyi aratmıyor ama nedense saçma değişiklikler var. Sonisphere kadrosu Iron Maiden başta olmak üzere Alice Cooper, Slikpnot, In Flames ve Mastodon'dan oluşuyor. Tek gün için harika bir ziyafet. Ama gelin görün ki bu ağbileri Küçükçiftlik Park'ta izlememiz gerekiyor. Yıllardır Iron Maiden'ın hayalini kurarken şimdi o hayali sıkış tıkış neredeyse hareket edemeyecek kadar dar bir alanda gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum. Geçen sene İnönü'de ortalama 40.000 kişi vardı. Bu sene ki kadronun daha yavan olduğunu kimse söyleyemez. Sonisphere organizasyonu çoğu ülkede yine tek gün üzerinden yapılıyor. Sorun burada değil mekanda, yani daha düzgün geniş ve giriş-çıkışın rahat olacağı bir mekan seçilebilirdi.

Küçükçiftlik parkta sadece geçen ay Epica'yı izledim ama kesin olarak söylüyorum, orada hiç konser yapılmamalı. Çok kötü bir konser mekanı orası. Bir kere girişi çok küçük, her yönden şiddetli rüzgar alabiliyor. Tuvaletleri, yiyecek standları için yeterli alan yok. Bana göre o
mekan böylesine bir konser için uygun değil. Ben daha çok neden böyle bir değişiklik yaptıklarını merak ediyorum. Yani Iron Maiden'ın yeterince seyirci toplayacağından emin olamadılar mı! Hem de listede ki diğer gruplarla birlikte. Parkın yöneticisi 17.000 kişi için yeterince yerimiz var, demiş. Pardon 17.000 mi! Geçen sene 60 belki de 70 bin seyirci ağırlayan bir organizasyon 17.000 bilet satacak bu sene. Oldukça saçma!  Tabi bu saatten sonra mekan değişikliği olacağını sanmam ama söylemenin zararı olmaz.

Gelelim "kovboyumuza" ve "kaba dayılarımıza". 2011 özlemleri giderme yılı olacak. Bon Jovi 17 senedir yoktu. 8 Temmuz'da Türk Telekom Arena'da. Tam iki gün sonra en sevdiklerimden Judas Priest, Whinesnike ile aynı sahnede. Bir hafta sonra da "Kasap" Lemmy* önderliğinde Motörhead Hezarfen'de olacak. Şahane bir takvim bana göre. Unutulması çok zor olacak. Motörhead hakkında
ki şehir efsanesini bilen herkes "bir daha gelmezler" diyordu ama onlar (tahminime göre) 17 Temmuz'da Rock'n Coke ana sahnesinde çok iyi bir performans sergileyeceklerdir. Sonuçta şimdiye kadar hiç yaşlanmadılar!

2008'de ilk defa gelmişti Judas Priest. Nostradamus albümleri yeniydi ve tanıtım turnesinde İstanbul'da vardı. Bu defa ki daha harika olacak, Whitesnike ile aynı sahnede ! Bu grupları aynı
sahnede toplayabilmek çok zordur eminim ama gruplar birbirlerini geçmek için çok daha şahane çalıyorlar bu durumda, orası kesin.

Temmuz sonunda eminim ki Sonisphere organizatörleri Türk Telekom ve Hezarfen'de ki kalabalığı görüp kafalarını duvarlara vurmaya başlayacaklar. Umarım olabildiğince sert vururlar ki akılları başlarına gelsin!