iron maiden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iron maiden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2013

Scream For Me İstanbul!


Stada doğru giderken şimdiye kadar yaşadıklarımın en iyisi olacağını içten içe biliyordum. Tabi bunun benim için bir ilk olması ve yüksek ihtimal son olacağını da bildiğimden daha da bir farklı hissettim. Saat 16:15 gibi kapının ordaydık. Daha açılmamıştı. Saat 17:00 civarı açtılar kapıları. Cuma günü iş çıkışına iki saat kala girişte çılgın bir kalabalık yoktu tabi. Erkence girdik içeri, güzel bir yerde kuluçkaya yattık. Sahne yeni açığı ardına almış, yıkıntıları kamüfle ediyordu.

Bir saat kadar sonra Voodoo Six sahneye geldi. Londra'nın bağrından kopmuş gelmişler. Konserden önceki genel intiba sadece Iron Maiden odaklıydı. Bırak Voodoo Six'i, Anthrax'ı dahi bekleyen yok gibiydi. Tabi konser havasına girebilmek için Voodoo Six sahneye çıktığında ayaklanmalar başladı, kulaklar sahneye kesildi. Frontman'imiz Luke Purdie çok sempatik ve neşeli bir adam. İlk dakikadan bodoslama daldılar sağolsunlar. Statta bir "noluyo! #$+%?" havasından sonra, gaz halinin devam etmesiyle, oldukça iyi bir hava yakaladılar. Ayrıca davulcu baya bi çılgın attı. Aslında tam festival grubu adamlar. Şarkıları birbirine çok benzediği için sanki tek şarkı çalıyorlarmış gibi geliyor ama öyle değil tabi. Bu yüzden yarım saat, kırk dakika yediyor, fazlası sıkar. VD6 bitirdikten sonra yarım saatlik sahne hazırlığı ve soundcheck evresinden sonra Anthrax için de hazırdık. Scott Ian göbek deliğine ulaşmış sakalıyla arz-ı endam ediyordu.
Joey yarım mikrofon ayaklığıyla sahnede deli gibi koşturuyordu yine. Tabi ön grup olunca biraz acele oluyor performanslar. "Indians" ile ortamı iyice hareketlendirdiler. Kalabalık tanıdık bir şeyler duymak istiyordu haliyle. Hep beraber ağladık onlar için. Sonra Scott mikrofonu eline aldı ve "şimdi benim en sevdiğim, ve belki sizin de öyledir, gruptan bir parça çalacağız." dedi ve TNT'yle kopuşu getirdi. Hemen arkamızdaki Anthrax fanları çok iyilerdi, her şarkıya deliler gibi eşlik ettiler. Onlarla çok daha güzel oldu bütün konser. Fakat ne Scott, ne de Joey; konserin Anthrax adına bir kahramanı varsa o da Frank Bello'dur. Yıktı geçti ortalığı...

Anthrax sahneden indiğinde saat 20:00'a yaklaşıyordu sanırım. Sahne asıl amacı için hazırlanıyordu. 25 yıllık geri dönüş... Bu turneye biraz öyle bakıyorum ben. Evet, tarihin en başarılı turnelerinden biri. Ama Maiden şu an istese bu başarısını yeni bir turneyle de pekala yakalayabilir. Dün o stada fahiş bilet fiyatlarına rağmen dolan insanlar yine doldurur ve yine doldurur. Ama hiçbir zaman hit'lerine yaslanan bir grup olmadı Maiden. Belki de en hit dolu turne budur, ki bu setlistte de Hallowed Be Thy Name yoktu mesela. Neyse, demem o ki geçmişe dönerek hafif nostalji dolu, biraz modifiye edilmiş bangır bangır Maiden England '13 İstanbul'a teşrif etti. Setlisti ezbere biliyoruz zaten, konserin saati gelsindi artık. O da geldi. Saat 20:45'te fondan Doctor Doctor duyuldu. Ardından "seven deadly sins, seven ways to win, seven holy paths to hell" duyuldu. Bruce'un sesi yankılanıyordu İnönü'de. Aya karşı Moonchild ile... Ardından Can I Play With Madness... Bruce formunun zirvesindeydi. Sahnede inanılmazdı. Grupta en hayranı olduğum insan Steve Harris sadece kendi özel alanında değil, bir bütün olarak muazzamdı. Janick kenarda çılgın attı adeta. Ve bir an bile ara vermediler. Bruce sadece bir kere şarkı arasında konuştu o da Afraid to Shoot Strangers'dan hemen önce geldi. "birkaç şey duyduk. iptal edilen konserler olmuş. ama Maiden hiçbir şeyden korkmaz!" dedi ama son kısmı "her yer taksimi her yer direniş" nidalarından pek duyulmadı. Direniş konserde de devam etti. Sadece bu anons sonrası değil, ilk anlardan itibaren.

"Afraid to Shoot Strangers" gerçek bir başyapıt bence. Maiden'ın müzikalitesine en çok yakışan ve onu en iyi yansıtan parçalarından. "Seventh son of seventh son" da hakeza. Hani deniyor ya "maiden abartılıyor yeaa" diye. Onu diyen adam sadece Fear of the Dark'ı, Run to the Hills'i dinlemiştir. Cümleden belli yani. Albümlerin geneline biraz kulak kabartınca ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Senfonik bir hava var. Soloların ahenginde, vokalin tarzında... Uzun şarkılarını "daha uzasın, bitmesin" diye dinleten, diğer hiç grupta bulamadığım bir ezgi var. Çok romantik oldu biliyorum ama benim açımdan durum bu. Ha, klasiklerine de canım feda. Ama hiçbir zaman hitlerden ibaret olmadı bu grup, hitlerinin grubu da olmadı. "hitlerden çalın" pankartını konserde yırtan bir frontman var yani karşımızda.

Konserin en mükemmel şarkısı "Afraid to Shoot Strangers"tı diyorum ya, en büyük bomba da o sırada geldi. Şarkı sırasında tam "god let us go now and finish what's to be done" derken God'ın ardına gökyüzüne bakarak şairane bir "which one?" yapıştırdı. Efsaneydi.

Run to the Hills ile sahne şovu iyice ısındı. Küçük Eddie elinde kılıcıyla Dave'i ve Steve'i kovaladı. Şahsi favorilerimden Wasted Years ve ardından en mistik anları yaşatan Seventh Son of a Seventh Son adeta ayin havası estirdi. Hipnotize etti. Bu sırada ortanca Eddie göründü sahnede parlayan gözüyle. Sıra en popüler şarkıya geldiğinde şiir gibiydi ortam. Canlı videolarını her izlediğimde tüylerimi diken diken eden o şarkının, Fear of the Dark'ın ilk notlarını duyunca bütün stad tek yürek oldu sanki. Bruce da harika bir kıyal geçti. İlk ve son defa şarkıyı "İstanbul in the dark, fear of the dark, fear of the PARK" şeklinde söyledi. Devasa Eddie'nin arz-ı endam ettiği parça da tabi ki "Iron Maiden" oldu. İlk bölümü bitiren parçaydı aynı zamanda. Sonra Churchill'in konuşmasıyla Almanya'ya karşı zafer için geldik! Kapanışı ise özgürlük dolu bir geceye en uygun şekilde yaptılar: Running Free. Bruce'un yine güzel bir kıyağı "spend the night in Turkish jail, listen to the sirens wail" şeklinde söylemesi oldu.

Uzun zamandır bu kadar enfes bir gece geçirdiğimi hatırlamıyorum. Her anı muhteşemdi, şairaneydi. Iron Maiden geldi ve bizi yakaladı. Ne kadar uzakta olduğumuza aldırmadan...

22 Temmuz 2013

Haftaya Maiden'lardayız

Cuma günü İnönü'de Iron Maiden ayini var. Böyle derinden bir ürperti veren, kendimi çimdikleten bir heyecan var bende. Çok ihtişamlı ve efsanevi bir konser olacağı pek kuşku götürmez hani. Beni bu kadar heyecanladıran hemen her grubu bir kez izleyebilme şansı buldum. Maiden bir ilk olacak benim için. Küçükçiftlik'deki son konserin tarihi yüzünden gidememiştim. Fakat bu sefer ölsem kaçırmam!

İnönü yıkılıyor, beleş tribünün olduğu kısım yanılmıyorsam, çoktan yıkıldı hatta. Tuhaf bir görüntü olacak belki. İşi daha da romantikleştirirsem, son günlerini yaşayan tarihi bir tapınakta son ayini yapıyor olacağız. Iron Maiden efsanevi kadrosuyla ikinci kez, efsanevi turnesiyle ilk kez İstanbul'da olacak. Bol Eddie'li olacak. Bol Bruce olacak, bol Steve olacak, bol bol Maiden olacak...

İnönü iş makineleriyle yıkılmadan müzikten, tutkudan, Maiden'dan yıkılacak. Çok mükemmel olacak. Setlist ise hemen hemen belli sayılır. Çok büyük sürpriz olmaz. Aşağıda sırasıyla bir playlist var. Maksat hazırlık olsun. 

20 Haziran 2011

Iron Maiden İstanbul'daydı...

Ne yazayım ki şimdi? Konseri twitter ile takip ettim. Ayrıntı alabilmek için herkese reply attım. Küçükçiftlik Park'ta kapalı gişe olan şahane bir festival vardı bugün...

Bu kadar kötü rastgelmesi çok düşük bir olasılık olmalı. Iron Maiden'ı getirmek için koskoca yaz aylarında iki sınav arasını buldular. Mastodon, In Flames, Alice Cooper ve Slikpnot da cabası, ki hepsini ayrı severim. Özellikle Alice Cooper'ı izlemeyi ne kadar da çok istemişimdir. Ama gel gör ki kader bize karşı... Dün bir sınavdan çıkmışız haftaya bir sınava daha gireceğiz ve bugün Bruce Dickinson Küçükçiftlik Park'ta.

Orasının çok kötü bir konser mekanı olduğunu düşünüyorum kesinlikle ama Iron Maiden gidip konser veriyor orada. Demek ki sorun bende. Bugün orada harika bir atmosfer olduğunu biliyorum. Walking Eddie kesin olacaktı ama Big Eddie geldi mi bilmiyorum. Big Eddie uçağa sığmıyormuş gibi söylemler var ama 10 gün öncesine ait görüntülerde kocaman bir Big Eddie var. (8 Haziran // Iron Maiden "Big Eddie" - Hollanda) Bence gelmiştir, orada ki çılgınları iyice delirtmiştir. Şuan bu yazdıklarım yerine şunu söylediler, bunu çaldılar, sahneleri şöyleydi, şu parçada çıldırdık, gibi konseri anlatmak isterdim ama bende evde oturup Survivor izleyenlerdenim.

İçimde bu konuda bir burukluk var ama yaz daha bitmedi sonuçta. Benzer heyecanı yaratabilecek isimler mevcut.

Küçükçiftlik, Maiden'a oldukça yeterli gelmiş duyduğum kadarıyla ama çok sıkış tıkış olduğunu tahmin ediyorum. O mekana olan antipatimi yenmem gerekiyor anlaşılan...

Bu arada Survivor'da Taner elendi...

Gecenin ilk görüntülerinden

14 Nisan 2011

Ne harika bir yaz olacak

Öyle görünüyor ki, bu yaz İstanbul çok sallantılı olacak. Sadece açıklanan gruplar bile herkesi heyecanladırdı. Bu konuda başı yine Sonisphere çekiyor. Türk insanının yıllardır hayalini kurduğu isimleri aynı gün aynı sahneye sığdırmışlar. Büyük bir tebrik ve teşekkür gerek. Ardında geçen seneyi pas geçen Rock'n Coke var. Headliner Motörhead dediler; ben duyduğumda inanamadım ama gerçekmiş. Bon Jovi Temmuz'da burada olacak, iki sonra Judas Priest & Whitesnike ile inanılmaz bir tecrübe yaşanacak.

Bunlar benim gözüme kestirdiklerim. Bunun dışında Amy Winehouse'lar, James Blunt'lar da gelcekler. Çok geniş kitlelere hitap ediyor bu sene organizasyon şirketleri. Rock'n Coke'a gelecek olan gruplarda web sitesinin istatistiklerine göre sırayla açıklanıyorlar. 10.000 kişi siteye bağlandığında bütün grupların açıklanacağını söylediler. Onlara da hak vermek lazım ellerinde Motörhead var ama Sonisphere'da daha fazlası var. Rock'n Coke yetkilileri kendilerine yol çizmek istiyorlar. Zekice olabilir ama biraz itici.
Bu yazın asıl bombası tabi ki yine Sonisphere. Geçtiğimiz sene "The Big Four"la geldiler bir de Rammstein, Manowar ve Volbeat'leri getirdiler. Bu sene de geçen seneyi aratmıyor ama nedense saçma değişiklikler var. Sonisphere kadrosu Iron Maiden başta olmak üzere Alice Cooper, Slikpnot, In Flames ve Mastodon'dan oluşuyor. Tek gün için harika bir ziyafet. Ama gelin görün ki bu ağbileri Küçükçiftlik Park'ta izlememiz gerekiyor. Yıllardır Iron Maiden'ın hayalini kurarken şimdi o hayali sıkış tıkış neredeyse hareket edemeyecek kadar dar bir alanda gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum. Geçen sene İnönü'de ortalama 40.000 kişi vardı. Bu sene ki kadronun daha yavan olduğunu kimse söyleyemez. Sonisphere organizasyonu çoğu ülkede yine tek gün üzerinden yapılıyor. Sorun burada değil mekanda, yani daha düzgün geniş ve giriş-çıkışın rahat olacağı bir mekan seçilebilirdi.

Küçükçiftlik parkta sadece geçen ay Epica'yı izledim ama kesin olarak söylüyorum, orada hiç konser yapılmamalı. Çok kötü bir konser mekanı orası. Bir kere girişi çok küçük, her yönden şiddetli rüzgar alabiliyor. Tuvaletleri, yiyecek standları için yeterli alan yok. Bana göre o
mekan böylesine bir konser için uygun değil. Ben daha çok neden böyle bir değişiklik yaptıklarını merak ediyorum. Yani Iron Maiden'ın yeterince seyirci toplayacağından emin olamadılar mı! Hem de listede ki diğer gruplarla birlikte. Parkın yöneticisi 17.000 kişi için yeterince yerimiz var, demiş. Pardon 17.000 mi! Geçen sene 60 belki de 70 bin seyirci ağırlayan bir organizasyon 17.000 bilet satacak bu sene. Oldukça saçma!  Tabi bu saatten sonra mekan değişikliği olacağını sanmam ama söylemenin zararı olmaz.

Gelelim "kovboyumuza" ve "kaba dayılarımıza". 2011 özlemleri giderme yılı olacak. Bon Jovi 17 senedir yoktu. 8 Temmuz'da Türk Telekom Arena'da. Tam iki gün sonra en sevdiklerimden Judas Priest, Whinesnike ile aynı sahnede. Bir hafta sonra da "Kasap" Lemmy* önderliğinde Motörhead Hezarfen'de olacak. Şahane bir takvim bana göre. Unutulması çok zor olacak. Motörhead hakkında
ki şehir efsanesini bilen herkes "bir daha gelmezler" diyordu ama onlar (tahminime göre) 17 Temmuz'da Rock'n Coke ana sahnesinde çok iyi bir performans sergileyeceklerdir. Sonuçta şimdiye kadar hiç yaşlanmadılar!

2008'de ilk defa gelmişti Judas Priest. Nostradamus albümleri yeniydi ve tanıtım turnesinde İstanbul'da vardı. Bu defa ki daha harika olacak, Whitesnike ile aynı sahnede ! Bu grupları aynı
sahnede toplayabilmek çok zordur eminim ama gruplar birbirlerini geçmek için çok daha şahane çalıyorlar bu durumda, orası kesin.

Temmuz sonunda eminim ki Sonisphere organizatörleri Türk Telekom ve Hezarfen'de ki kalabalığı görüp kafalarını duvarlara vurmaya başlayacaklar. Umarım olabildiğince sert vururlar ki akılları başlarına gelsin!