sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2017

36. İstanbul Film Festivali'nden 30 Film Tavsiyesi

Baharın en güzel günleri yine geldi. 36. İstanbul Film Festivali bu yıl 5 Nisan'da başlayacak ve 15 Nisan'da sona erecek. 186 uzun mertaj filmin yer aldığı programda toplamda 203 filmle dopdolu bir seçkiyle karşı karşıyayız. Neredesin Aşkım? seçkisi geri döndü ve 7 filmle programda arz-ı endam ediyor. Klasik filmlere yer veren seçkilere yenilerini ekleyen Festival, Cinemania ve iyi bir komşu seçkileriyle başyapıtları ve kült filmleri beyazperdeye taşıyor. Bu yıl festival salonlarına Zorlu ve Kanyon da eklendi. Koltuk sayısının artması, süresi normale göre kısalan festivaldeki seans sayısının azalmamasını sağladı.

Özetle 11 gün sürecek olan festival maratonu boyunca çok fazla seçeneğimiz olacak ve bunları festival süresine sığdırmak oldukça zor olacaktır. Ama elbette festival programının derinlerine dalınca da çok güzel alternatifler bulabilmek ve yeni keşifler yapabilmek fazlasıyla mümkün. Alternatif sayılabilecek ve özellikle Galalar seçkisi dışında kalan filmlerin arasından seçtiğim 30 filmlik tavsiye listesini aşağıda bulabilirsiniz.

Şimdiden iyi festivaller!

  • ’93 Yazı - Estiu 1993 (Uluslararası Yarışma)

  • Duvarlar Arasında - In Between (Uluslararası Yarışma)
  • Lady Macbeth (Uluslararası Yarışma)
  • Ben Senin Zencin Değilim - I Am Not Your Negro (Sinemada İnsan Hakları Yarışması)
  • Felicite (Sinemada İnsan Hakları Yarışması)
  • Kaygı (Ulusal Altın Lale Yarışması)
  • Martı (Ulusal Altın Lale Yarışması)
  • Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var (Yeni Türkiye Sineması)
  • Cennet - Rai (Yıllara Meydan Okuyanlar)
  • Ana, Sevgilim - Ana, Mon Amour (Dünya Festivallerinden)
  • Ardıl Görüntü - Powidoki (Dünya Festivallerinden)
  • Beden ve Ruh - Teströl Es Lelekröl (Dünya Festivallerinden)
  • Ben Madame Bovary Değilim - Wo Bu Shi Pan Jin Lian (Dünya Festivallerinden)
  • Fixer - Fixeur (Dünya Festivallerinden)
  • Nilüfer’in Hayatı - Varoonegi (Dünya Festivallerinden)
  • Elmas Adası - Diamond Island (Genç Ustalar)
  • Kişisel Meseleler - Omor Shahsiya (Genç Ustalar)
  • La Soledad (Genç Ustalar)
  • Mimozalar - Mimosas (Genç Ustalar)
  • Kamerainsan - Cameraperson (NTV Belgesel Kuşağı)
  • Raw - Grave (Mayınlı Bölge)
  • Safari (Mayınlı Bölge)
  • Süper Karanlık Zamanlar - Super Dark Times (Mayınlı Bölge)
  • Vahşi Bölge - La Region Salvaje (Mayınlı Bölge)
  • Rocky 2 Nerede? Where Is Rocky II? (Antidepresan)
  • Bir Yıldız Dönüyor - Souvenir (Musikişinas)
  • Gimme Danger (Musikişinas)
  • Haykır Saraybosna - Scream For Me Sarajevo (Musikişinas)
  • Jota - Flamenkonun Ötesinde - Jota de Saura (Musikişinas)
  • Tanrının Unuttuğu Yer - God’s Own Country (Nerdesin Aşkım)

13 Şubat 2017

2017'de En Çok Merak Ettiğim Filmler



Bu tarz bir liste için belki biraz geç kalmış olabilirim ama 2016 gibi dolu bir yılın ardından 2017'nin neler vadettiğini görmek için iyi olacaktır. İki bağımsız yapımın ödül sezonunu domine ettiği, bana göre, oldukça ilginç ve kaliteli bir yılı geride bıraktık. Sinema, 2016'dan alabileceği pek çok şeyi aldı ve sanırım başka hiçbir alan bu kadar parlak bir yıl geçirmedi. 2016 bağımsız yapımların yılı oldu. Manchester By The Sea ve Moonlight yılın en göze çarpan filmlerinde başı çekiyor. Deadpool sağsolsun, süper kahraman filmleri bile geçen on yılın ardından oldukça farklı bir ivme kazanmaya başladı. La La Land ile birlikte çok uzun zaman sonra kitleler bir müzikal izlemek için salonlara doluştu. Korku ve gerilim sineması yine uzun yıllar sonra umut vadeden filmlere erişti. Arrival ile bilim kurgu sineması dahilinde oldukça farklı bir bakış açısı edindik. Cannes'dan ve Venedik'ten çıkan filmler yine yılın en iyilerini oluşturdu. Bu sürpriz değil ama özellikle Toni Erdmann ile komedinin sınırları biraz daha genişledi. Romen Yeni Dalga Yönetmenleri'nin önde gelen iki ismiyle ve Asghar Farhadi'nin bu yıl yeni filmlerle dönmesi çok değerliydi.

2016 dolu bir yıl oldu ve ödül sezonu bu ay sonunda kapanıyor. Sundance ile yılın açılışı yapıldı ve Berlinale'de ilk gösterimler başladı. Bu hafta sonu da !f İstanbul ile ülkemiz festivalleri açılışını yapacak. Aşağıdaki liste yıl içerisinde çeşitli festivallerde prömiyerlerini yapacak ya da yapması olası filmlerden oluşuyor. Büyük ihtimalle çoğunu 2018 yılında görme şansımız olacak, ya da beyazperdede izleyemeyeceğiz bile. Ama 21. yüzyılın bir güzelliği olarak dünyadaki sınırlar artık çok daha saydam ve ulaşabildiğimiz alanlar daha fazla. Bu yüzden sinefilliğin şanından, elimizin uzandığı her noktadan yeni filmleri ve sinemacıları aramaya ve onlara ulaşmaya devam etmemiz gerekiyor.

Bu listede önümüzdeki hafta başlayacak !f İstanbul programında yer alan filmlere de, henüz dünya prömiyeri yapmamış ama bu yıl içinde ilk defa izleyici ile buluşması planlanan filmlere de rastlayacaksınız.

Girizgahı bitirdiğime göre 2017 yılında en çok merak ettiğim ve görmeyi istediğim; oldukça alternatif bir şekilde hazırlanmış ve rastgele sıralanmış filmlere aşağıdaki listeden göz atabilirsiniz:

30 Mart 2016

Venedik'ten İstanbul'a 12 Film

Nisan ayı İstanbul için festival ayı demektir. 35. İstanbul Film Festivali de 7-17 Nisan tarihleri arasında sinemaseverle buluşacak. Yine 200'den fazla ve major festivallerin öne çıkan filmlerini Beyoğlu merkezli olarak izleyebileceğiz. Yıl içindeki zamanına oranla İstanbul Film Festivali'nin ev sahipliği yaptığı filmler Berlin'de ve Venedik'te dünya prömiyerini gerçekleştirmiş filmler oluyorlar genelde. Bu yıl da 72. Venedik Film Festivali'nde ilk defa gösterilen 14 film İstanbul Film Festivali'nde olacak. Bu 14 filmden Venedik'te izleme şansı bulduğum 12 filme kısa bir bakış atalım.

Uluslararası Yarışma





Uluslararası yarışma seçkisi, sonunda Altın Lale'yi kazanacak olan ve her sene yaklaşık 20 filmin yarıştığı, festivalin en dikkat çeken seçkilerinden bir tanesi. Bu yıl Venedik'ten İstanbul'a doğru yolculuk yapıp bu seçkide yer alan üç film var. Bunlardan ilki, Orrizonti seçkisinin açılışını yapan A Monster With A Thousand Head - Bin Başlı Canavar. Rodrigo Pla'nın dördüncü uzun metraj filmi olan Bin Başlı Canavar, Meksika Sineması'nın son yıllardaki teknik özelliklerini ve belki de formüllerini taşıyan bir yapıya sahip. Hatta Pla, Hollywood'a öykünen hikaye yapısıyla da ortaya ilginç bir iş çıkarıyor. Ama hikayesinin alt yapısını çok iyi dolduramamasının ceremesini çekiyor, filmin akışı domino taşları gibi tıkır tıkır işliyor ve filmin ikinci yarısında suç filmine evrilmesiyle bir kopukluk yaşanıyor. Yine de, senaryosunun açıklarını kamera açıları ve uzun planlarıyla doldurmaya çalıştığını, hikayenin az da olsa derinlik kazanması için çaba sarfettiğini de söyleyebiliriz. 

İkinci olarak da Michael Haneke ve Lars von Trier ile çalışmış aktörlerden biri olan Brady Corbet'in ilk yönetmenlik tecrübesi olan The Childhood of a Leader - Bir Liderin Çocukluğu, yılın sürpriz filmlerinden bir tanesi. Başrollerinde Stacy Martin, Liam Cunningham, Robert Pattinson ve Berenice Bejo'nun bulunduğu film Sartre'nin öykülerinden serbest olarak uyarlanan varoluşçu bir senaryoya sahip. Geleceğin faşist liderlerinden birinin çocukluk yıllarına ve ilk hükümdarlık alanı olan evinin içine odaklanan film, gerek güçlü senaryosu gerekse görüntü yönetiminin kalitesiyle sıyrılıyor. İlk filminde böylesine riskli bir işin altından çok iyi kalkan Corbet, geleceği için de fazlasıyla umut vadediyor.




Venedik'te Orrizonti seçkisinde yer almış olan ve İstanbul'da Altın Lale için yarışacak olan bir diğer film ise Yunan Yeni Dalgası'nın yeni yönetmenlerinden olan Yorgos Zois, ilk uzun metraj filmi olan Interruption - Ara ile gerilim dozu yüksek bir uyarlamaya imza atıyor. Bu post-modern Yunan trajedisi bir tiyatro sahnesinde başlıyor ve dördüncü duvarı yıkarak, topluma yayılıyor. Sesi, sessizliği; kelimelerin gücünü ve tek mekan diyebileceğimiz tiyatro salonunu oldukça etkili kullanmasıyla hafızalara kazınacak filmlerden bir tanesi. Geçtiğimiz yıllarda yine İstanbul Film Festivali'nde gösterilen Alexandros Avranas'ın Miss Violence - Şiddet Güzeli filmi gibi hem toplum yapısına hem de kişisel bağlama yönelik söylediklerine yakın bir etkisi var demek mümkün.

Genç Ustalar





Birçok sinema mecrasının yılın değerli keşiflerinden biri diye bahsettiği Gabriel Mascaro'nun Neon Bull - Neon Boğa filmi festivalin bu yeni seçkisinde gösterilecek. Brezilya'da oldukça popüler olan bir rodeo çeşidinin yapıldığı arenada çalışan Iremar'ın bulunduğu ortamla hayalleri arasındaki sıkışmışlığını görselliğe çok iyi yansıtarak anlatan bir film. Karakterlerinin hayatına yoğunlaşan ve sınırlı dünyalarının vurgularını oldukça sağlam bir biçimde oturtan Mascaro, ışık ve renk kullanımı konusunda oldukça başarılı bir iş ortaya çıkarıyor. Minimalist anlatımını teknik yönüyle oldukça başarılı besleyen yönetmenin Güney Amerika sineması dahilinde ön plana çıkabilcek bir potansiyeli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ulusal Yarışma





Bu yıl Altın Lale Ulusal Yarışması'nda oldukça dikkat çekici filmler yer alıyor. Bunlardan bir tanesi de Senem Tüzen'in Venedik'te Eleştirmenler Haftası'nda yarışan filmi Ana Yurdu. Tüzen'in bu ilk uzun metraj filmi üç kuşak arasında fikir ve dünya görüşü açısından üstünde durduğu noktalar konusunda değerli bir yere sahip oluyor. Gelenekselliğin ve inançların ortaya çıkardığı bunalım ve sıkışmışlık hissini hem mat renklerle hem de detaylıca oluşturduğu kompozisyonlarıyla destekliyor. Bazı konularda klişelere yenik düşse de, son dönem yerli taşra sineması dahilinde baktığımızda dikkat çeken ve başarılı bir iş olarak göze çarpıyor. Ama bu klişelerin filmi düşürdüğünü, onlarsız çok daha değerli bir işin ortaya çıkacağını da vurgulamak isterim.

Akbank Galaları




Altın Lale Uluslararası Yarışması'nın jüri başkanı olan Pablo Trapero'nun Arjantin'in Oscar Aday Adayı olan filmi El Clan - Çete, galaların dikkat çeken filmlerinden bir tanesi. Arjantin'de yıkılan diktatörlüğün ardında kalan kırıntılar olarak bahsedebileceğimiz bazı istihbaratçı grupların para kazanmak adına eyleme geçirdikleri yasa dışı faaliyetlerin anlatıldığı Çete, yüksek temposu ve başarılı kurgusuyla öne çıkıyor. Hollywoodvari yapısıyla yer yer beklendik sahnelere yer verse de, başarılı kompozisyonlarıyla sürükleyiciliğini ve hikayenin akışını oldukça başarılı işlediğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Dünya Festivallerinden





Venedik'te Altın Aslan için yarışan filmler arasındaki en zayıf halkalardan biri olan A Heart of a Dog - Bir Köpeğin Kalbi, farklı alanlarda eserler veren Laurie Anderson'ın ikinci uzun metraj filmi. Bazı eleştirmenlerce çok fazla beğenilse de, ölen köpeğinden bahseden bir kadının, 11 Eylül sonrası travmalara ve uluslararası paranoyalara kadar uzanan kapsamlı senaryosu fazla dağınık bir halde karşımıza çıkıyor. Kolajlanmış görüntüler de filmin duygusal etkisini arttırmak için kurgulandığı etkisini uyandırıyor. Bu açıdan, yalnızca duygusal olarka bakıldığında iyi bir metne sahip olsa da, sinemasal anlamda pek değerli bir ortaya çıktığını söylemek güç.

Ntv Belgesel Kuşağı





Ntv Belgesel Kuşağı, her yıl çok iyi filmler çıkaran bir seçki. Bu yıl da başta Hitchcock / Truffaut ve I, Ingrid - Ben, Ingrid olmak üzere sinemaya odaklı belgesellerle öne çıkıyor. Dünya prömiyerini 72. Venedik Film Festivali'nde yapmış filmlerden bir diğer olan De Palma da bu yılın seçkisinde öne çıkan işlerden. Noah Baumbach ile Jack Paltrow'un yönetmenliğini üstlendiği De Palma, yönetmene ve onun klasikleşmiş filmlerine odaklanan otobiyografig tatda, keyifli bir seyre sahip. Brian de Palma'nın anlatıcılığını yaptığı film, küçük detaylarla süslü komik hikayeleriyle Carrie, Dressed to Kill, Blow Out, Scarface, Body Double, The Untouchables, Carlito´s Way, Femme Fatale gibi filmlerin arkaplanına uzanıyor. Özellikle Sean Connery ve Al Pacino hakkındaki anılarıyla oldukça sürükleyici bir şekilde ilerliyor.

Yıllara Meydan Okuyanlar





Yıllara Meydan Okuyanlar seçkisi dünya sinemasını halen hayatta kurt sinemacılarının bir araya geldiği yeni bir seçki. Geçtiğimiz Venedik Fim Festivali'nde Altın Aslan için yarışan filmlerin bazılarını da barındıran bu seçkiyle, dünya sinemasının ve yıllarını sinemaya vermiş yönetmenlerin geçirdiği evrimi görebilmek mümkün. İlk olarak Marco Bellocchio'nun son filmi olan Blood of My Blood - Benim Kanım'la başlayalım. Bellocchio, zamanda atlamalar yaptığı farklı hikaye anlatımıyla karşımıza çıkıyor. Venedik'ten film eleştirmenlerinin verdiği FIBRESCI Ödülü ile dönen Blood of My Blood, iki farklı zamanda geçiyor. Orta Çağ'dan günümüze uzanan anlatımıyla kilise tarafından infaz edilen bir kadın ile onun asker kardeşini; öte yandan da Rus bir milyonerin yatırım planlarıyla sokaklarda halen gezinmekte olan yaşlı bir vampiri beyazperdeye taşıyor. Farklı bir deneyim olduğu şüphe getirmez olan Blood of My Blood, İtalyan yönetmenin yazdığı son senfoni olarak adlandırılıyor.




Rabin, The Last Day, İsralli sinemacı Amos Gitai'nin suikaste kurban giden barış yanlısı başbakanına adadığı bir saygı filmi olarak nitelendirilebilir. 1995 yılında öldürülen Yitzhak Rabin'in son gününü ve olayın ardından yaşanan toplumsal reaksiyonu aktarmak isteyen yönetmen, belsegel ile kurmaca arasında kalan bir belirsizliğe sahip bir film ortaya çıkarıyor. Gerçek görüntüleri, mizansenlerle besleyen yönetmenin anlatım dili her ne kadar olması gereken kadar güçlü olmasa da, bu yıl Altın Aslan için yarışması ve İsrail'in çıkardığı en önemli yönetmenlerden biri olması sebebiyle ilgiyi hak ediyor.




Polonyalı yönetmen Jerzy Skolimowski'nin büyük bir sürpriz yaparak ortaya çıkardığı 11 Minut - 11 Dakika Venedik'te beklentileri fazlasıyla aşmıştı. 35. İstanbul Film Festivali'nde de yer alan film, en temel haliyle bir kesişme hikayesi anlatıyor. Kendisinden beklnmedik bir yenilikçilik ve dinamizme imza atan Skolimowski, birçok farklı karakterin aynı anda yaşadığı 11 dakikaya odaklanıyor. Gerek senaryosu, gerekse sinematografisiyle dikkat çeken bir yapım olarak bu yıl Polonya'nın Oscar Aday Adayı olarak gösterildi.

31 Aralık 2015

2015'in En İyi Filmleri

Aralık ayı boyunca en iyiler arasında boğuluyoruz. Evet, ama bu sayede yılın en eğlenceli ve tatlı zamanlardan biri haline geliyor aynı zamanda. Sinemanın yıl boyunca bizi en etkilediği anları teker teker düşünüp bir elekten geçirmek ve bunun üstüne tatlı tartışmalara girmek muhteşem bir keyif. Bu sebepten bu listeler konusunda bu kadar hevesliyiz. Benim sebebim bu en azından. 

Bu liste ise tam anlamıyla bir en iyiler listesi değil. Birçoğunun kusurları var, doğru. Ama izlerken beni çok iyi hissettiren ve içine alan filmler bunlar. İçlerinde gözardı edilmiş ya da ödül almış filmler var çünkü böyle bir ayrımım yok. Bazen en iyinin peşinde koşarken zevk almayı unutuyoruz. Sinemanın asıl amacını atlıyoruz. Yapay bir noktaya bu kadar fazla odaklanılması her zaman karşı çıktığım bir şey. Tüm bu sebeplerden dolayı listeyi olabildiğince öznel olarak oluşturdum.

Bu yılın en çok konuşulan filmlerinin birçoğu listede yok. Çünkü izleyemedim. Tıpkı Force Majeure ve Mommy gibi filmleri geçen yıl izleyemediğim gibi. Önümüzdeki haftalarda onları da izleyip 2016 listesine alırım belki. Orasına bakarız. Ama fazlalıklarım da var. Bu yıl Venedik'te dünya prömiyerlerinde izlediğim ve takdir edilmesi gereken bazı filmler de yer alıyor. Bazılarını gelecek İstanbul Film Festivali'nde de görebiliriz. Onları o zaman konuşuruz yine.

Unutmadan ekleyeyim, sıralama tamamen rastgele. En iyiden en kötüye gibi değil, belki biraz benzer tarzda ya da benim için benzer özelliği olanlar art arda gelmiş olabilir. O da belki. 

Haydi o zaman başlayalım:

  • Anomalisa
  • Birdman or (The Unexpected Virtue of Ignorence) - Birman veya Cahilliğin Unutulmayan Erdemi

  • Mommy

  • Force Majeure - Turist

  • The Danish Girl

  • Kumiko, the Treasure Hunter - Kumiko, Hazine Avcısı

  • Risttuules

  • Neon Bull

  • Wild - Yaban

  • Neden Tarkovski Olamıyorum

  • Çekmeceler

  • Hasret - Yearning
  • Inherent Vice - Gizli Kusur

  • It Follows - Peşimdeki Şeytan

  • Ich Seh Ich Seh - Goodnight Mommy

  • The Duke of Burgondy - Burgonya Dükü

  • Carol

  • Mad Max: Fury Road - Çılgın Maks: Öfkeli Yollar

  • Victoria

  • Plemya - Kabile

  • Far From Men - İnsanlıktan Uzakta

  • Scario

  • Macbeth 

  • Abluka

  • L'attesa 

  • A Childhood Of A Leader

  • Interruption

  • El Clan

  • Youth - Gençlik

  • The End of the Tour

  • Bone Tomahawk

  • The Assassin

  • Réalité - Gerçeklik

  • The Lobster 

  • Phoenix - Yüzündeki Sır



  • Tangerine