emir kusturica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emir kusturica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2011

Çingenelikte vefa borcu yoktur


Danslar, şarkılar, küçük mutluluklar en çok sefalette ve fakirlikte anlam kazanır belki. Bir de bütün dünya tarafında dışlanan bir topluluğun yaşamında daha da anlamı katlanır. Belki de bu yüzden çingenelerin en büyük zevki dans edip, şarkı söylemektir.

Bir yol çizmek zorunda olduğumuz hayatımızda işler yolunda gitmediğinde veya mükemmel gittiğinde kendimizi şarkı söylerken buluruz. Bizi hafifletir ve rahatlatır. Bağırmak, haykırmak, içe atmak, sarhoş olmak fayda etmediğinde şarkılar hep yardım ederler. Terkedildiğimizde, aldatıldığımızda veya zengin olduğumuzda... Tanrı'nın karşı duruşunu düşündüğümüzde veya insanların yalancı olduğunu fark ettiğimizde davranışlarımız değişir, farklı düşünmeye başlarız. Verdiği sözün karşılığını isteyen birisine tüm rızamızı sunduğumuzda suratımıza çarpılan "aptalın teki" cümlesi gerçeği gösterir.

Hayatın bize nasıl davranacağı hiç belli olmaz. Ama ninelerimiz genelde haklı çıkarlar, çünkü hayatı tanırlar. "Eğer inancını kaybedersen Tanrı da sana sırtını döner." Her şey karşılıklı. "Tanrı önce zenginlikle kutsadığı gibi, sonra da elinde ne varsa alabilir."

Ninesinin canı, ninesine eskisi gibi sarılıp, öpemedikçe; bir daha hayatının aşkının elini tutamadıkça yaşamanın ne anlamı var...

13 Mayıs 2011

Underground

Biraz Avrupa sineması konuşalım. Tam da zamanı aslında, Cannes Film Festivali'nin açılış töreni iki gün önce yapılmışken. Geçen gece Kuturica'nın Underground'unu izledim. Şahaneydi. Şahsen zekasına hayran kaldım. Karakteri, kökeni beni ilgilendirmez ben izlediğimi yazarım.

Daha önce hiç böyle bir savaş filmi izlememiştim. İlk beş dakikasında bile olduğunuz yere saplanıyorsunuz. Temel olarak savaşın yıkıcılığından uzakta çok etkileyiciydi. Anlatmaya başlasam bitiremem. Ağzımı açık bırakan fazlasıyla sahne var. İkinci Dünya Savaşı gibi insan haklarının adı bile geçmeyen bir meselede mistik bir hava yakalamayı başarmış Kusturica. Bir kere şahane bir fikir üstüne kurmuş bütün filmi. Çok farklı. 20 yıl boyunca bir mahzende yaşamış onlarca insan düşünün. 20 yıl boyunca sadece silah üretiyorlar ve dışarıda ki iki kişide onları satarak zengin oluyorlar. Ama mahzen ki onca kişi saatlerle oynandığı için aslında sadece 15 yıl geçtiğini sanıyorlar. Bütün film boyunca ayrıntılar, bazen sadece tek bir cümle, bütün gidişatı etkiledi.

Birde görüp görebileceğim en masum ve en şaşırtıcı ölüm sahnesi bu filmdeydi. Ölümü o şekilde anlatmak kimin aklına gelebilir! Kusturica'nın neden bu kadar önemli bir yönetmen olduğunu bu filmle tamamen anladım. Özellikle öyle bir son yaratmış ki, ayakta alkışlamak geldi içimden. Bir film; sarsıcı, sürükleyici, etkileyici, yıkıcı ve eğlenceli.

Kimin ne düşündüğü, ne konuştuğu beni ilgilendirmez. Hatta ne olursa olsun konuşabilmeli ve dillendirebilmelidir. Bu benim fikrim. Antalya'dan kovulmasını da anlayamamıştım, hala da anlayabilmiş değilim o da ayrı. Bursa'da şah Antalya'da hain ilan edilmek hiç mantıklı değil!

Kim olduğunu unutun ve sanata bakın efendim. "Underground" özel bir film.

"Kardeş, kardeşi öldürene kadar savaş savaş sayılmaz."