21 Eylül 2012

Sana Bir Tepeden Baktım Cohen


Yaşayan en büyük insan belki de ama nezaketiyle, duruşuyla, tevazusuyla, içtenliği ve zerafetiyle çok büyük bir insan olduğu aşikar. Sahnede hem devleşen hem de bizden biri olmayı başaran olağanüstü bir insan. Bizlere sunduğu üç buçuk saatlik resitaliyle büyülü bir gece yaşadık.

Erkenden yola koyuldum ki geç kalmayayım. Konserin başlamasına kadar Cohen'in kaç yaşında olduğunun tartışıldığı sohbetlere kulak verdim. 60 ile 85 arasında değişiyordu tahminler. Bugün onun doğum günü, bir yaş daha yaşlandı koca adam.

Kapılar açıldı, koltuğuma oturdum. "Tepeden" seyredecektim. Gerçek anlamda bir tepe ama sahneyi ve sahnedekiler seçmek hiç zor değildi. Sahnenin arkaplanında Cohen'in kaçık zihninden çıktığını tahmin ettiğim sürreal bir çalışma vardı. "I'm Your Man" tişörtüm ve ben hazır ve nazırdık. Ne var ki konserin başlamasına 10 dakika kaldığı anons edilmesine rağmen salonda çok fazla boşluk vardı. Konser sırasında doldu boşluklar. Cohen sahneye alkış tufanı arasında çıktı. Konser "Dance Me to the End of Love" için gelenler için ilk dakikadan bitti.

Cohen'i ne kadar bilsem de, tanısam da, bir kez daha hayranı oldum. Açık Hava konserini kaçırmıştım, ilk defa karşı karşıyaydık. Benim için muazzam bir tecrübeydi. "Bu gece size sahip olduğumuz her şeyi vereceğiz." diye başlattı harika anları. Cohen, her turnesinde müziğine ince ayarlar çeker. Bu defaişin içine kattığı keman ve mızıka olmuş. Özellikle kemancısının inanılmaz bir yeteneği var. İsmini tam hatırlayamıyorum ama. Javier Mas'ın "Who by Fire" öncesi sergilediği dakikalarca süren muazzam solo performansı uçurdu bizi...

Üstadın bir çok klasiği var ama "The Gypsy's Wife" tam olarak hak ettiğini alamamış bir şahaser gözümde. Hemen ardından "The Partisan" çalınınca daha da muazzam oluyor her şey.

Cohen arkasına aldığı müzisyenleri çok güzel seçiyor. Ama onun sırrı daha derin, müzisyenlerine saygı duyuyor hatta hayranlık besliyor bile diyebilirim. Bu şahane bir meziyet. Önlerinde diz çökmekten hiç çekinmiyor. Beraber çalıyorsun ama sonuçta onlar senin ardında çalmak için orada bulunuyorlar. Bunun dışında ilk seti tamamlarken sahneyi hazırlayanlardan sesçilere, tonmaisterdan arkaplanda kalan herkesi alkışlattı.

Sharon Robinson için şunu demek istiyorum, eğer solo bir proje yapacak olursa yepyeni bir Whitney Houston olur, bence çok net. Webb Sisters'ın performansı da takdire şayandı.

Sevgili seyircilerimizde pek şahaneydi. Hemen yanımda oturan abi sık sık güzellik uykusuna yattı. Önümde ki ablanın da instagram'ına ve twitter hesabına baya hakim oldum konser boyunca. Sürekli dolaşanlar, popcorn yiyenler, telefonla konuşanlar... Say say bitmez. En sonda ki "kalabalığa kalmadan çıkalım" muhabbetini de baya abarttılar bu sefer. Tabi hakklarını da yemeyeyim, üst taraflarda fan oldukları belli olan bir grup vardı, hiçbir şeyi kaçırmadılar. Onlar da olmasaydı...

Sahnede yaşayan en büyük müzisyenlerden biri, onu izlemeye gelmiş 9 bini aşkın müziksever ve rüya gibi üç saat... Her sene gelsin, bu deneyimi her sene yaşamak bir lütuftur. Seni seviyoruz Cohen...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder